Türkiye’de bir şirket kurmak yalnızca ticaret siciline kayıt yaptırmaktan ibaret değildir. Şirket türünün belirlenmesinden ortaklık yapısına, yönetim ve temsil yetkilerinden ticari sözleşmelere kadar kuruluş aşamasında verilen kararlar, şirketin ilerleyen dönemde karşılaşabileceği hukuki ve ticari riskleri doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle şirket kuruluşunun ve şirket faaliyetleri kapsamında yapılacak sözleşmelerin, işletmenin mevcut ihtiyaçlarının yanı sıra uzun vadeli hedefleri dikkate alınarak planlanması önem taşır.
Şirket Türü Doğru Belirlenmelidir
Şirket kuruluşunun ilk aşamalarından biri, yürütülecek faaliyete ve ortaklık yapısına uygun şirket türünün belirlenmesidir.
Türkiye’de ticari faaliyetlerde özellikle anonim şirket ve limited şirket yapıları yaygın olarak kullanılmaktadır. Türk Ticaret Kanunu, tek pay sahipli anonim şirket ve tek ortaklı limited şirket kurulmasına da imkân vermektedir.
Şirket türüne karar verilirken yalnızca kuruluş maliyetleri değil;
- Şirketin faaliyet alanı,
- Ortak sayısı ve ortaklık yapısı,
- Sermaye ihtiyacı,
- Yatırım planları,
- Pay devri ihtimali,
- Yönetim modeli,
- Ortakların hak ve yükümlülükleri,
- Şirketin gelecekteki büyüme hedefleri
birlikte değerlendirilmelidir.
Başlangıçta doğru oluşturulmayan şirket yapısı, ilerleyen dönemlerde şirketin yeniden yapılandırılması veya tür değiştirmesi ihtiyacını ortaya çıkarabilir.
Şirket Sözleşmesi Neden Önemlidir?
Şirket sözleşmesi veya anonim şirketlerde esas sözleşme, şirketin temel hukuki yapısını belirleyen en önemli belgelerden biridir.
Şirketin unvanı, merkezi, faaliyet konusu, sermayesi, ortaklık yapısı ve yönetimine ilişkin temel düzenlemeler bu belgede yer alır.
Ancak şirket sözleşmesi yalnızca kuruluş işlemlerinin tamamlanması için hazırlanan standart bir belge olarak değerlendirilmemelidir.
Özellikle birden fazla ortağın bulunduğu şirketlerde;
Yönetim ve temsil yetkileri:
Şirket adına kimlerin işlem yapabileceği ve temsil yetkisinin nasıl kullanılacağı açık biçimde belirlenmelidir.
Ortakların hakları:
Ortakların şirket içindeki hakları, karar alma mekanizmaları ve pay sahipliğinden doğan yetkileri değerlendirilmelidir.
Pay devirleri:
Bir ortağın payını üçüncü kişilere veya diğer ortaklara devretmesi halinde uygulanacak süreçler önceden ele alınmalıdır.
Şirketten ayrılma ve ortaklık değişiklikleri:
Ortaklık yapısında meydana gelebilecek değişikliklerin şirkete etkileri göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu konuların kuruluş aşamasında değerlendirilmesi, gelecekte ortaklar arasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Sermaye Yapısı Planlanmalıdır
Şirketin sermayesi, kuruluş aşamasında belirlenmesi gereken temel unsurlardan biridir.
1 Ocak 2024 tarihinden itibaren yeni kurulacak şirketler bakımından asgari sermaye tutarı anonim şirketlerde 250.000 TL, limited şirketlerde ise 50.000 TL olarak uygulanmaktadır. Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi en az 500.000 TL’dir.
Ancak şirket sermayesinin yalnızca mevzuatta öngörülen asgari tutarlara göre belirlenmesi her işletme açısından yeterli olmayabilir.
Şirketin faaliyet hacmi, yatırım ihtiyacı, nakit akışı ve büyüme planları dikkate alınarak daha gerçekçi bir sermaye yapısı oluşturulması gerekebilir.
Şirket Kuruluş İşlemleri MERSİS Üzerinden Yürütülmektedir
Türkiye’de şirketlerin kayıt, değişiklik ve terkin işlemlerinin önemli bölümü Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden elektronik ortamda gerçekleştirilmektedir. Ticaret sicili kayıtları ve tescil edilmesi gereken bilgiler sistem üzerinden yürütülmektedir.
MERSİS; ticaret sicili, vergi ve diğer kamu sistemleriyle entegre çalışmakta ve şirket kuruluşunda gerçekleştirilen birçok işlemin tek sistem üzerinden yürütülmesine olanak sağlamaktadır.
Bununla birlikte kuruluş işlemlerinin teknik olarak elektronik ortamda gerçekleştirilebilmesi, şirket yapısının hukuki açıdan değerlendirilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
Ticari Sözleşmeler Şirketler İçin Neden Önemlidir?
Şirketlerin günlük faaliyetlerinin büyük bölümü sözleşmelere dayanır.
Satış, hizmet, tedarik, distribütörlük, franchise, lisans, kira, taşeronluk, gizlilik veya iş birliği ilişkileri gibi pek çok ticari süreç sözleşmeler aracılığıyla yürütülmektedir.
İyi hazırlanmış bir ticari sözleşme yalnızca tarafların mevcut yükümlülüklerini belirlemekle kalmaz, olası bir uyuşmazlık halinde hangi kuralların uygulanacağını da önceden ortaya koyar.
Bu nedenle internetten veya daha önce başka bir işlem için hazırlanmış standart bir sözleşmenin yeni bir ticari ilişkiye doğrudan uyarlanması her zaman doğru sonuç vermeyebilir.
Her ticari ilişkinin tarafları, konusu, ekonomik yapısı ve riskleri farklıdır.
Ticari Sözleşmelerde Hangi Konulara Dikkat Edilmelidir?
Bir ticari sözleşme hazırlanırken özellikle aşağıdaki hususların açık ve anlaşılır şekilde düzenlenmesi önemlidir:
Tarafların Doğru Belirlenmesi
Sözleşmenin kimler arasında kurulduğu ve sözleşmeyi imzalayan kişilerin tarafları temsil etmeye yetkili olup olmadığı kontrol edilmelidir.
Şirket adına sözleşme imzalayan kişinin temsil yetkisinin bulunmaması ileride önemli hukuki sorunlara neden olabilir.
Sözleşmenin Konusu
Tarafların hangi malı teslim edeceği, hangi hizmeti sağlayacağı veya hangi yükümlülüğü yerine getireceği açık şekilde belirtilmelidir.
Belirsiz ifadeler, tarafların sözleşmeden farklı anlamlar çıkarmasına ve uyuşmazlık yaşamasına neden olabilir.
Ücret ve Ödeme Şartları
Sözleşme bedeli, ödeme tarihi, ödeme yöntemi ve varsa taksitlendirme koşulları açıkça düzenlenmelidir.
Gecikme halinde uygulanacak sonuçlar da sözleşmede ayrıca ele alınabilir.
Tarafların Hak ve Yükümlülükleri
Her bir tarafın hangi işi, hangi şartlarda ve hangi süre içerisinde yerine getireceği açıkça belirlenmelidir.
Özellikle uzun süreli ticari ilişkilerde sorumluluk alanlarının net şekilde ayrılması önem taşır.
Gizlilik ve Ticari Bilgilerin Korunması
Taraflar arasındaki iş ilişkisi sırasında ticari sırlar, müşteri bilgileri, fiyatlandırma politikaları, teknik bilgiler veya başka nitelikte gizli bilgiler paylaşılabilir.
Bu bilgilerin hangi koşullarda kullanılabileceğinin ve üçüncü kişilerle paylaşılmasının sınırlarının sözleşmede düzenlenmesi gerekebilir.
Sözleşmenin Süresi ve Feshi
Sözleşmenin başlangıç ve sona erme tarihleri ile hangi koşullarda feshedilebileceği açık olmalıdır.
Taraflardan birinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda diğer tarafın hangi haklara sahip olacağı önceden belirlenmelidir.
Uyuşmazlıkların Çözümü
Taraflar arasında uyuşmazlık çıkması halinde uygulanacak yöntemlerin sözleşme hazırlanırken değerlendirilmesi önemlidir.
Somut ilişkinin özelliklerine göre mahkeme, tahkim veya diğer uyuşmazlık çözüm yöntemleri gündeme gelebilir.
Standart Sözleşmeler Her Ticari İlişki İçin Uygun Olmayabilir
Ticari hayatta sık karşılaşılan sorunlardan biri, başka bir şirket veya işlem için hazırlanmış sözleşmelerin içerikleri değerlendirilmeden kullanılmasıdır.
Bir sözleşmede yer alan hükmün başka bir ticari ilişki açısından uygun olması, yeni bir işlem için de aynı sonucu vereceği anlamına gelmez.
Örneğin bir tedarik sözleşmesindeki teslimat ve sorumluluk hükümleri ile bir yazılım, franchise veya danışmanlık sözleşmesinde ihtiyaç duyulan hükümler birbirinden önemli ölçüde farklı olabilir.
Bu nedenle ticari sözleşmelerin, yapılacak işlemin özelliklerine göre hazırlanması veya mevcut sözleşmelerin hukuki açıdan incelenmesi önemlidir.
Şirketlerde Hukuki Risk Yönetimi Kuruluşla Sona Ermez
Şirket kuruluşunun tamamlanması, kurumsal hukuki süreçlerin sona erdiği anlamına gelmez.
Şirket faaliyetleri devam ettikçe;
- Genel kurul ve yönetim süreçleri,
- Hisse devirleri,
- Sermaye artırımı ve azaltımı,
- Şirket birleşmeleri ve devralmaları,
- Yeniden yapılandırma işlemleri,
- Ticari sözleşmeler,
- Mevzuata uyum,
- Ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar,
- Ticari davalar
gibi farklı hukuki ihtiyaçlar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle şirketler açısından hukuki danışmanlığın yalnızca bir uyuşmazlık meydana geldikten sonra değil, risklerin henüz ortaya çıkmadan değerlendirilmesi amacıyla da ele alınması önemlidir.
Sonuç
Şirket kuruluşunda alınan kararlar, işletmenin ilerleyen yıllardaki hukuki ve ticari yapısını doğrudan etkileyebilir. Şirket türünün doğru belirlenmesi, şirket sözleşmesinin ihtiyaçlara uygun hazırlanması, ortaklık ve temsil yapısının planlanması ve ticari sözleşmelerin hukuki riskler dikkate alınarak oluşturulması bu sürecin temel unsurlarıdır.
Kuruluş aşamasında yapılacak doğru planlama, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek birçok uyuşmazlığın önlenmesine yardımcı olabilir.
IUS Hukuk Bürosu, yerli ve yabancı müvekkillerine şirket kuruluşları, şube açılışları, genel kurul ve yönetim süreçleri, birleşme ve devralmalar, hisse devirleri, şirket yeniden yapılandırmaları, sermaye işlemleri, mevzuata uyum, ticari sözleşmeler ve şirketler hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklar konusunda hukuki danışmanlık ve temsil hizmetleri sunmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olayın kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.









