İdari İşlemlere Karşı İtiraz ve Dava Süreçleri Nasıl İşler?

service3

Kamu kurumları ve idareler tarafından tesis edilen işlemler, kişilerin veya şirketlerin hukuki ve ekonomik durumlarını doğrudan etkileyebilir. Ruhsat işlemleri, idari para cezaları, kamu ihaleleri, izinler, vergi işlemleri, imar uygulamaları, kamu personeline ilişkin kararlar ve çeşitli idari yaptırımlar bu kapsamda karşılaşılabilecek işlemlerden yalnızca bazılarıdır.

Bir idari işlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa, somut olayın özelliklerine göre idareye başvuru yapılması veya idari yargıda dava açılması gündeme gelebilir.

Ancak idari uyuşmazlıklarda özellikle dava açma sürelerinin doğru takip edilmesi büyük önem taşır. Süre aşımı, işlemin esasının yargı tarafından incelenmesine engel olabilecek sonuçlar doğurabilir. Danıştay kararlarında da dava dilekçelerinin süre aşımı yönünden incelendiği açıkça görülmektedir.

İdari İşlem Nedir?

İdari işlem, kamu idarelerinin kamu gücüne dayanarak hukuki sonuç doğurmak amacıyla tesis ettiği işlemleri ifade eder.

Uygulamada;

  • İdari para cezaları,
  • Ruhsat verilmesi veya ruhsatın iptali,
  • İzin işlemleri,
  • Kamu ihalesine ilişkin kararlar,
  • İmar ve yapılaşmaya ilişkin işlemler,
  • Vergi işlemleri,
  • Kamu görevlileri hakkında tesis edilen işlemler,
  • Düzenleyici işlemler,
  • Disiplin işlemleri,
  • Çeşitli idari yaptırımlar

idari uyuşmazlıklara konu olabilmektedir.

Bir işlemin idari işlem niteliğinde olup olmadığı ve hangi yargı merciinin görevli olduğu ise somut olayın hukuki niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

İdari İşleme Karşı Hangi Davalar Açılabilir?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında idari uyuşmazlıklarda başlıca dava türlerinden ikisi iptal davaları ve tam yargı davalarıdır. İptal davaları hukuka aykırı olduğu ileri sürülen idari işlemin ortadan kaldırılmasına; tam yargı davaları ise idari işlem veya eylem nedeniyle doğduğu ileri sürülen zararın giderilmesine yönelik olabilir.

İptal Davası

Bir idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönlerinden hukuka aykırı olduğu ileri sürülüyorsa, gerekli şartların bulunması halinde işlemin iptali talep edilebilir.

Örneğin bir ruhsatın hukuka aykırı biçimde iptal edildiğinin, hukuka aykırı bir idari yaptırım uygulandığının veya bir kamu kurumunun hukuka aykırı bir işlem tesis ettiğinin düşünülmesi halinde iptal davası gündeme gelebilir.

Tam Yargı Davası

İdarenin işlem veya eylemleri nedeniyle kişisel bir hakkın ihlal edildiği ve zarar meydana geldiği durumlarda tam yargı davası gündeme gelebilir.

İlgililer, belirli şartlar altında doğrudan tam yargı davası açabileceği gibi iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilir veya önce iptal davası açıp daha sonra tam yargı yoluna başvurabilir.

Her uyuşmazlıkta izlenecek yöntemin aynı olmadığı unutulmamalıdır.

İdari İşleme Karşı Önce İtiraz Etmek Zorunlu mudur?

Her idari işlem bakımından önce idareye itiraz edilmesi zorunlu değildir.

2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında, ilgililer dava açmadan önce idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması amacıyla üst makama; üst makam bulunmuyorsa işlemi yapan makama başvurabilir. Bu genel başvuru yolu kural olarak ihtiyaridir.

Ancak özel mevzuat bazı uyuşmazlıklarda farklı veya zorunlu idari başvuru yolları düzenleyebilir.

Bu nedenle “önce itiraz mı edilmeli yoksa doğrudan dava mı açılmalı?” sorusunun cevabı, işlem türüne ve uygulanacak özel mevzuata göre belirlenmelidir.

İdareye Başvurmak Dava Açma Süresini Nasıl Etkiler?

2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi kapsamında, dava açma süresi içinde yapılan uygun bir idari başvuru işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurabilir.

İdare başvuruyu reddederse veya 30 gün içerisinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır. Bunun ardından dava açma süresi kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar; başvurudan önce geçmiş olan süre hesaba katılır.

Bu nokta özellikle önemlidir.

İdareye başvuru yapılması, her durumda dava açmak için baştan yeni ve tam bir süre kazanıldığı anlamına gelmez.

Örneğin dava açma süresinin belirli bir bölümü geçirildikten sonra idareye başvurulmuşsa, ret sonrasında kural olarak başvuru öncesinde geçen süre de hesaba katılır.

Bu nedenle idari başvuruların tarihleri dikkatle takip edilmelidir.

İdari Dava Açma Süresi Kaç Gündür?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun genel düzenlemesine göre, özel kanunlarda farklı bir süre öngörülmediği durumlarda dava açma süresi;

Danıştay ve idare mahkemelerinde 60 gün, vergi mahkemelerinde ise 30 gündür.

İdari uyuşmazlıklarda süre genel olarak yazılı bildirimin yapılmasıyla bağlantılı olarak işlemeye başlar. Danıştay uygulamasında tebliğ, ilan veya bazı uyuşmazlıklarda işlemin öğrenildiği tarih dava süresinin belirlenmesinde önem taşıyabilmektedir.

Ancak her idari işlem için 60 günlük sürenin geçerli olduğunu düşünmek doğru değildir.

Özel kanunlarda daha kısa veya farklı dava süreleri bulunabilir. Bu nedenle ilgili idari işlem ve dayandığı mevzuat ayrıca incelenmelidir.

Dava Açma Süresi Neden Bu Kadar Önemlidir?

İdari yargıda dava açma süreleri hak kaybına yol açabilecek niteliktedir.

Mahkeme, dava dilekçesini esasa geçmeden önce süre yönünden de inceler. Dava kanuni süreden sonra açılmışsa uyuşmazlığın esasına girilmeden süre aşımı nedeniyle ret kararı verilmesi gündeme gelebilir. Danıştay kararlarında bu nedenle süre hesabının uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebildiği görülmektedir.

Bu nedenle idari işlemin;

  • Tebliğ tarihi,
  • İlan tarihi,
  • Öğrenilme tarihi,
  • İdareye yapılan başvuru tarihi,
  • İdarenin cevap tarihi

gibi bilgilerinin belgeleriyle birlikte kayıt altında tutulması önemlidir.

İdari İşlemin İptali İstenirken Yürütmenin Durdurulması Talep Edilebilir mi?

İdari bir işlemin dava konusu edilmesi, kural olarak işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz.

Bununla birlikte gerekli şartların bulunması halinde mahkemeden yürütmenin durdurulması talep edilebilir.

2577 sayılı Kanun kapsamında yürütmenin durdurulması kararı bakımından idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Dolayısıyla yalnızca işlemin hukuka aykırı olduğunun ileri sürülmesi yürütmenin durdurulması kararı verilmesi için tek başına yeterli değildir.

Örneğin uygulanması halinde işletmenin faaliyetlerinin ciddi şekilde etkilenebileceği bir idari işlemde veya geri dönüşü son derece güç sonuçlar doğurabilecek bir durumda yürütmenin durdurulması talebinin şartları ayrıca değerlendirilebilir.

İdari İşlemin Hukuka Aykırılığı Nasıl Değerlendirilir?

İptal davalarında idari işlem farklı yönlerden hukuka uygunluk denetimine tabi tutulabilir.

Bunlar genel olarak;

Yetki:
İşlemi yapan makamın o işlemi tesis etmeye yetkili olup olmadığı,

Şekil:
İşlemin mevzuatta öngörülen usul ve şekil şartlarına uygun olarak tesis edilip edilmediği,

Sebep:
İşlemin dayandığı hukuki ve maddi nedenlerin bulunup bulunmadığı,

Konu:
İşlemin ortaya çıkardığı hukuki sonucun mevzuata uygun olup olmadığı,

Maksat:
İşlemin kamu yararı ve kanunun öngördüğü amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı

bakımından ele alınabilir. Bu denetim çerçevesi 2577 sayılı Kanun’un idari dava türlerine ilişkin düzenlemesinde yer almaktadır.

Somut uyuşmazlığa göre bu unsurlardan biri veya birkaçı dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde önem kazanabilir.

İdari Para Cezalarına Karşı da İdari Yargıya mı Başvurulur?

Her idari para cezası veya idari yaptırım açısından görevli mahkeme aynı değildir.

İşlemin dayandığı özel kanun, başvurulacak merciyi ve başvuru süresini ayrıca düzenleyebilir.

Bu nedenle bir idari para cezası alındığında yalnızca belgenin üzerinde “idari para cezası” yazmasına bakılarak başvurulacak mahkemenin belirlenmesi doğru olmayabilir.

İşlemin dayandığı mevzuatın, başvuru yolunun ve süresinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Ruhsat ve İzin İşlemlerinde Nelere Dikkat Edilmelidir?

İşletmeler bakımından ruhsat ve izin süreçleri ticari faaliyetin devamlılığını doğrudan etkileyebilir.

Ruhsat verilmemesi, mevcut bir ruhsatın iptal edilmesi, faaliyet izninin kaldırılması veya idari yaptırım uygulanması halinde işlemin;

  • Hukuki dayanağı,
  • Yetkili makam tarafından tesis edilip edilmediği,
  • Gerekçesi,
  • Tebliğ tarihi,
  • İtiraz yolu,
  • Dava süresi

birlikte incelenmelidir.

Özellikle ticari faaliyeti etkileyen idari işlemlerde dava açma süresinin geçirilmeden hukuki değerlendirmenin yapılması önemlidir.

Kamu İhaleleri ve Özel Düzenlemelere Tabi İşlemler

Bazı idari uyuşmazlıklarda genel İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerinin yanı sıra özel kanunlarda düzenlenen başvuru mekanizmaları bulunmaktadır.

Kamu ihaleleri, vergi uyuşmazlıkları ve bazı düzenleyici kurum kararları buna örnek olabilir.

Bu tür alanlarda genel dava açma süresine güvenilmeden önce ilgili özel mevzuatta farklı bir itiraz, şikâyet veya dava süresi bulunup bulunmadığı kontrol edilmelidir.

İdari Uyuşmazlıklarda Belgelerin Saklanması Önemlidir

İdari işlemlere karşı yürütülecek hukuki süreçlerde işlemin kendisi kadar işlemin nasıl ve ne zaman bildirildiği de önem taşıyabilir.

Bu nedenle;

  • İdari karar,
  • Tebligat belgesi,
  • İdareye daha önce verilen dilekçeler,
  • İdarenin cevapları,
  • Ruhsat ve izin belgeleri,
  • Tutanaklar,
  • İlgili sözleşmeler,
  • E-posta veya resmi yazışmalar

gibi belgelerin düzenli şekilde saklanması önemlidir.

Özellikle tebliğ ve başvuru tarihleri dava süresinin hesaplanmasında doğrudan etkili olabileceğinden bu belgelerin kaybolmaması gerekir.

Sonuç

İdari işlemlere karşı başvuru ve dava süreçlerinde en önemli konulardan biri zamanında ve doğru hukuki yolun seçilmesidir.

Bir idari işlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa öncelikle işlemin niteliği, işlemi tesis eden kurum, uygulanacak özel mevzuat, tebliğ tarihi ve varsa idari başvuru yolları birlikte değerlendirilmelidir.

Özellikle dava açma sürelerinin geçirilmesi önemli hak kayıplarına neden olabileceğinden, işlem tebliğ edildikten sonra sürecin gecikmeden incelenmesi önem taşır.

IUS Hukuk Bürosu, idari başvuru ve itirazlar, izin ve ruhsat işlemleri, kamu ve devlet ihalelerine ilişkin süreçler, idari yaptırımlar, idare ve vergi mevzuatına uyum, iptal ve tam yargı davaları ile idari ve vergi uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve temsil hizmetleri sunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. İdari uyuşmazlıklarda başvuru yolları ve süreler işlemin türüne ve özel mevzuata göre değişebileceğinden her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

Leave A Reply

Kategoriler

Recent Posts

Arşivler

Cart (0 items)